ALİ METLİ
AĞILÖNÜ KÜYÜ - BEYŞEHİR / KONYA Tel:0.332.5121858 - Mail:alimetli42@hotmail.com

SARIHASANLI OBASI




SARIHASANLI OBASI

              Çevremdeki insanların bana, sülaleme ve bütün köyümün halkına Yörük demeleri ve hangi Yörüksün? Ne yörüğüsün? Aşiretiniz Ne? Nereden geldiniz? gibi sorular üzerine hiç de değişik duygular beslemeden, her insan gibi bende biraz araştırma yapmak istedim. Böylece bende aileme, köydeki ve çevredeki büyüklere sorarak, dinleyerek ve not alarak, değişik kitaplara ve kaynaklara başvurup okuyarak, inceleyerek, düşünerek ve bağlantı kurarak aşağıdaki şekilde bir kanıya vardım. Kaşgarlı Mahmut “Türk” adının Türklere Tanrı tarafından verildiğini, kelime anlamının da gençlik, güçlü, kuvvetli, kudretli ve olgunluk anlamına geldiğini, Oğuzların göçebe kişilerine Türkmen denmiştir, diyor. Diğer kaynaklarda yürüyen göçebe Türklere de “Yörük” diyor.

            Arş.Ali Rıza YALMAN “Binboğa Yörükleri/Türkmenleri” Kitabında bu dağı Avşar, Cerit ve Tecirli aşiretlerinin kullandığını bunların içinde de Sarıhasanlı olmak üzere 24 obası, Bunlar: 1-Palalı, 2-Yamalı, 3-Şekerli, 4-Hiboğlu, 5-Gününoğlu, 6-Budaklı, 7-Gürer, 8-Böcüklü, 9-Domballı, 10-Eloğlu, 11-Çerçioğlu, 12-Alcı, 13-Gücüklü, 14-Kokulu, 15-Çırnazlı, 16-Karabibili, 17- Araplı, 18- Kırmıtlı, 19-Kabuklu, 20-Alhanlı, 21-Sarıhasanlı, 22-Kalalı, 23-Karaobalı, 24-Dervişli. Ceritlinin 14 obası, bunlar: 1-İmrenli, 2-Azılı, 3-Vameyli, 4-Hamdili, 5-Çakılı, 6-Tatarlı, 7-Mustafa Beyli, 8-Ceyhan Bekirlisi, 9-Altıgöz Bekirlisi, 10-Alma göllü, 11-Yalağevli, 12-Durak obası, 13-Hunatlı, 14-Yumutlu obalarının bulunduğunu yazmaktadır, öyle ise Tecirli ve Ceritli oymak adıdır.

Ali Rıza YALMAN “Cenup’ta Türkmen Oymakları” Kitabında Berit Dağı Tecirli aşireti Kocahasanlı oymağının diğer oymaklara göre çok zengin olduğundan bahsetmektedir.

             Yine 16. yüz yılda Kayseri Yörüklerinden bahsederken Ceritli ve Tecirli Yörüklerinin yamaklığını yapan Beydili oymağından Topal Abdal’ ın yakınlığı, yardımı dolayısıyle bir akrabalık bağı olabileceğini ancak Beydili aşireti Malatya’ dan gelmiştir, diyor. Kırhasanlı ve Karakoyunlular birlikte yaşarlardı. Bazı kaynaklarda ise Tecirli ve Ceritli aşiretleri birlikte yaşarlardı ama Tecirliler üçokların Kınık boyundan, Karakoyunlular ise Salur boyundandır. Tencili aşiretinin 8 obası vardır. Bunlar: 1-Karabacak, 2-Süzenli, 3-Başıbüyüklü, 4-Kestelli, 5-Menekarı, 6-Hamzalar, İslameli, Haytalı obaları, Balkar ve Nurhak dağında yaşarlar. Komarlı aşiretinde yamaklık yapan düğünlerde çalgı çalan, perişan ve fakir köçekli aşiretinin birde Aptal obası vardır. Bir notunda Göğşen Kahya’nın oğlu Tecir Ömer’ in Deliboran’ın türküsünü söylediği aynı türküyü Tecirli aşiretinin yamağı Karakoca’nın oğlu Topal aptal’ ın aşka gelerek söylediğinden bahsetmektedir.

             Ermenek ve Erdemli çevrelerinde Koyuncu, Kocahasanlı, Kaçar, Kemikli ve Köreselli oymakları, İçel-Silifke yolu üzerinde Ayaş oymağı (Beratlı Hasan Ağa oymağı) vardır ama dindar değillerdir, Kocahasanlı oymağı, Kemikli ve Ayaş oymaklarıdan zengindir, ifadesi bizim köydeki ileri gelenlerin anlattıkları ile aynı oba değil ama aynı manada Sarıhasanlı obasının varlıklı oluşu aynı obadan bahsetmektedir. Sarıkeçililer Konya’ dan buralara göç etmiş Türk oymağıdır. Sarıcalar ve Karakoyunlu obası buralarda dağınıktır. Karakoyunlular Üçokların Yiva boyu Türk oymağıdır. Karabacaklar Tencili aşiretinden, Koyuncu, Kocahasanlı ve Kaçarların Aydın aşiretinden, Akkoyunluların Bozokların Bayındır (Üçoklardan) boyuna mensup olduğundan bahsetmektedir.
             Bir çok kaynaklarda ulus, soy, kol, boy, oymak, oba, uşak ve aşiret aynı manada veya karışık şekilde, bir yerde oba olan diğer yerde oymak adı olarak kullanılmış, bölünmüş oymak veya oba adları da kayıt altına alınmamıştır.      

            Arş.Adnan Menderes KAYA ve Selahattin KÜÇÜK ‘ ün hazırladığı “Avşar Boyları Çizelgesi ve Obaları” kitabında Tecirli Avşarları diye bahsetmekte. Yine Adnan Menderes KAYA Avşar Türkmenleri kitabında Saruhanlı aşiretinden bahsetmektedir.

            2006 yılında İzmir ili Torbalı İlçesi Boz Köy de Nuray AKGÜN isimli bir akraba ile tanıştık, bilgilerine başvurarak aşiretlerini sordum Saruhanlı veya Saruhan aşiretinden olduklarını aynı zamanda Konya İli Beyşehir İlçesi Ağılönü Köyünden 100-150 yıl önce gediklerini, başka ne bildiklerini sordum. Antalya İli Serik İlçesi Sarıabatlı köyünde ve Fas’ ta akrabalarının bulunduğunu halen irtibatlarının olduğunu söyledi.

            Arş. A.REFİK (1691-1730) arası zorunlu iskana tabi tutulan Tecirli, Karamanlı, Avşar, Cerit, Bayat, Karabacak, Gökçeli, Kaçar, Farsak, Karakoyunlu aşiretlerinden bahsetmektedir. Kemiklilerin İçel İli Erdemli Kazası Bayat boyundan olduklarını vurgulamaktadır, bu gün de bakıldığı zaman Beyşehir İlçesi Bayat Köyünden Ağılönü Köyü Kemiklileri akraba olduklarını söylemektedirler. Sivas’taki Sıraçların Alevi grubundan olduklarını Sinop’taki Saraçlı Yörüklerinin ayrı ayrı olduklarını ve Batı Toroslarda da Saraçlı yörük obasının olduğunu, İçel obalarının Kocahasanlı, İmamlı ve Karamanlı olduğunu belirtmektedir.

             Arş. Mehmet ERÖZ “Yörükler” kitabında Sarıhasanlı obasını Saraçlı oymağında göstermektedir.       

            Arş.-Yazar Mehmet TEKİN Hassa Tarihi Gavur Dağlarının durumundan bahsederken Tecirli ve Ceritli Yörüklerin Kürtlerden farklı aşirettir. Demektedir.

            Arş.T.GÜNDÜZ 16.-18. Yüzyılları arası Bozulus oymak ve obaları, Tecirli=Tecerli Yörüklerini yazmakta olup, Bozulus Devletçe Bozok Türkmenlerine verilen addır. Elbeyli aşireti kollarında da Sarıcalı diye bir Yörük obası bulunmaktadır.

            Konya Selçuk Ü.Tarih Öğretmeni Yalçın ÖZAP ve arkadaşları, Kaynak: Ahmet Cevdet Paşa “Tezakir” Türkoğlu Tarihinde, Türkoğlu Oğuzların Avşar Boyuna mensup Tecirli aşiretidir.

            Mehmet Tecirli adlı bir izleyicimiz Tecirliler Oğuzların hangi kolundan olduğunu soruyor? Tecirliler 24 Oğuz boyunun Kınık soyundandır. Dulkadir ulusundan olan Tecirli aşireti, ticaretle uğraştığı için, bazı kaynaklarda Tacirlü, Tüccarlü olarakta yer alır. Bir dönem Tecerlü, en son Tecirli adıyla kayıtlara geçmiştir. Bu aşiret, Boz Ulus’un ilk tahrirlerinde yani yazılı kayıtlarında gözükmez. Bu da Boz Ulus’un dağılmasıyla obalara ayrılan toplulukların meslekleri veyahut o günkü beylerinin adıyla anıldığını gösterir. Bu aşiret 24 obadan oluşur, isimlerini zaman darlığı nedeniyle burada sayamıyoruz. Boz Ulus’un Orta Anadolu’ya gelmesiyle Keskin yöresine yerleşen Tecirliler, 1691-1696 Suriye-Rakka iskânına birkaç defa tâbi tutulmuş, buradaki Arap kabilelerle yapılan mücadelelerde Tecirli kadınların yiğitliği ve savaşçılığı Araplar başta olmak üzere, bölge halkının dillerine destan olmuş ve birçok kitaplarda anlatılmıştır. Tecirliler’den bir bölümü sürgün yerlerini terk ederek Anadolu’ya dağılmışlardır.
Yayla yollarında göç katar katar
Tan davulu vurur kukkular öter
Tecirli güzeli el ele tutar
Ulam ulam gider elin Tecirli.
Aşiretin dağıldığı bölgeler: Maraş, Antep, Bozok, Adana, Sivas, Konya, Erzurum, Kars, Ahıska, Halep, Rakka, Urfa, Tarsus, Keskin, Haymana ve Kıbrıs’tır. 1865 Fırka-i Islahiye ile aşiretin bir bölümü Osmaniye, Ceyhan ilçelerine yerleştirilmiştir. Uzunyayla’ya çıkışı yasaklanan ve Çukurova’nın sıcağına ve sıtmasına dayanamayıp çok sayıda insan ve hayvan kaybeden Tecirliler şöyle bir ağıt yakmışlardır:
Garbi yeli eser bir sıcak çöker
İçilmez suları yosunlu kokar
Geceler yatılmaz ivezi sokar
Soğuk sulu yaylalarım kal kalan.
1857 yıllarında Çukurova yöresinde yaşayan Tecirliler, 1200 çadırdır.

            1800’ lü yıllarda İlk kez Berit Dağında Tecirli oymağının Sarıhasanlı obası ayrıca Saraçlı obası ortaya çıkmaktadır.

            Kaynaklarda Osmanlı Devletinin Derviş Paşa ile 1865’ te, Fırka-i İslahiye adı verilen zorunlu iskan ile Osmaniye çevresindeki ovalara Celali İsyanları çıkaran Ulaşlı aşiretlerini yerleştirince, bölgedeki Ceritli, Tecirli ve Akçakoyunlu yörüklerinin huzursuz olup batıya göç ettiklerini biliyoruz. Ali Rıza YALMAN 1926 yılı Toros dağları gezisinde Aladağ da ki Honamlı obası, Aydın Aşiretinden olan sunni müslüman honamlı, hashanlı aşiretlerinin aynı oymaktan bölündüğünü, Adana’nın Hocalı Köyündeki honamlı aşiretinin ayrı ve kızılbaş diye, Hor-namlı şeklinde hakaret edilmekte  olduğunu belirtmektedir. Şu veya bu şekilde her araştırmacı ve yazar farklı, farklı, ayrı, ayrı, birlikte veya ayırarak bütün obaları kendilerine göre yazmakta, yani obalara ayırmaktadırlar. Tabiî ki insan oğlu tek Adem aleyisselamdan türediğine göre hepimiz akrabayız, bildiğimiz tek şey Sarıhasanlı obası, Saraçlı veya Kocahasanlı oymağından birine, bu oymalarda Tecirli aşiretine, bu aşirette Üçokların Kınık boyuna dayanmakta ise Yörük/Türk’üz ne fark eder, hepimiz kardeşiz.   

            1712-1741 yıllarında İçel ve Alanya’ da iskan edilen Yörük oymak ve obaları 1-Avşar, 2-Çarıklı, 3-Eskiyörük, 4-Hacı İsalı, 5-Horzum, 6-Kaçar, 7-Saçıkaralı, 8-Sendil, 9-Tırtar yörükleri olup bunların arasında Sarı hasanlı gözükmemektedir. Bu yıllarda Alanya da olan obamız ya bu obaların içinde yada başka bir ad ile geçmekte veya bu bölgeye yerleşirken zengin bir aşiret olduğu, yerleşeceği yerleri satın alarak yerleştiği, yerleşik oldukları içinde iskan durumunda olmadıklarından kaynaklarda geçmemektedir.

             Yeğenim Volkan Metli’ nin araştırmasında; Oğuz Kağan’ın oğlu Yıldız Han’ın soyuna dayandığını, Avşar oymaklarının farsak koluna ait olduğumuzu, Yörüklerin sürekli yürüdükleri için şuraya varsak buraya varsak diye konuşmalarından varsak aşiretine mensup olduğumuz kanısına vardığını. Alanya’ da dört kardeş Metli olduğu adlarının Cafer+Mustafa+Hasan=Molla (Sarıhasanlı)+Hakkı olduğunu, sonra aralarında bir tartışma çıkmış ve hepsinin farklı yerlere dağılmış olup bunlardan bilinenler, Hakkı Adana-Saimbeyli-Himmetli köyüne yerleştiği söylüyor. Sonra Aksaray ilinde Sarıhasanlı Köyü (dereköy) ile de bağlatı olabilir.   

             Bende diyorum ki; Türk Soyu olarak Anadolu ya Orta Asya dan 1071 Malazgirt Savaşı ile geldiysek, Anadoluda kurulan ilk Türk devleti Büyük Selçuklu Devleti ise bu devlette üçokların Kınık veya diğer boylarından kurulmuşsa, tabii sonradan yıkıldı yerine birçok beylikler yani aşiret toplulukları olarak beylik devletleri kuruldu, onlarda değişik nedenlerle yıkılıp gittiler, yerine Anadoluda daha güçlü olarak aynı millete mensup Osmanlı devleti kuruldu. Bu devlette Bozokların Kayı veya diğer boylarına mensup olarak sadece idari anlamda kurulmuştur. Siyasi, askeri ve sivil halk olarak oğuzların tüm boylarını içine almaktadır, yoksa uzun ömürlü bir devlet kurulamaz. Aynı din, dil ve ulus mensubu olmasa, hatta örf, adet, gelenek ve görenekleri bir birine uymasa, tarihte ilelebet varlıklarını sürdüremezler ve sürdürmeleri de mümkün değildir. Oğuz Kağan Destanına göre; Oğuz Kağan’ ın oğlu Yıldız Han' ın soyu olan Bozokların Avşar - Bayındır boyu ve Dağ Han’ ın soyu Üçokların Kınık - Salur boyu, Tecirli Aşireti, Saraçlı veya Koyuncu Kolu, Koca hasanlı Oymağı, Sarı hasanlı Obası ve Metli’ler Uşağı olup diğer bir deyişle Üçokların Kınık (Selçuklu) boyu Karamanlı İlinden Sarıcalı Yörükleri Sarı hasan Oğullarından Metli Mehmet Ağa Bin Mehmet’in torunu Ali Metli’ yim, olamaz mı? Doğal olarak bu kanıya nasıl vardın diye soracaksınız. Bu kadar soyut ve somut araştırmalar sonucu aklımın erdiği düzeyde sülalemizin, hısım ve akrabalarımızın veya köyümüzdeki diğer obalara mensup kişilerin hayvanlarında kullanılan eni, çul, çuval, kilim, keçe, heybe, kepenek ve benzeri dokumalardaki, hatta ev süslemelerindeki şekillerde aynı Avşar, Salur ve Kınık Boyu damgaları kullanılmaktadır. Örf, adet, gelenek ve göreneklerimiz de düğün, bayram ve diğer kutlamalarımızda, kurduğumuz çadırlarda, pişirdiğimiz yemeklerde, eşine ve çocuklarına bağlılıklarda ve namus anlayışlarında, sevgi, saygı ve yardımlaşmalarda konularındaki birlikte hareket etmemiz, bizim bu obalara mensup olduğumuzun gerçeğidir.

             Fakat "Seyit" (efendi) kelimesi peygamber efendimizin soyundan gelenlere verilen bir ünvan olup bizim sülalemizde de hala kullanılmaktadır. Bu nedenle Selçuklu, Karamanlı, Osmanlı, Kocahasanlı, Kırhasanlı ve Sarıhasanlı aynı Yörük/Türk soyundandır ve birbirinin akrabasıdırlar.

             Bu gün de bizim köyün ileri gelen yaşlıları, çevre köylerdeki akraba ve tanıyan yaşlı kişiler, Sarıhasanlı aşiretinin çok zengin olduklarını, gittikleri her yerde Karaman yaylası, Silifke Sarıcalar, Tosmurlu ve Taşucu ile Alanya Çandır da toprakları olduğunu, çevresindeki hısım ve akrabalarına çok yardımda bulunduklarını anlatıyorlar. Silifke’ ye nerden, ne zaman, niçin geldiklerini tam olarak bilemiyoruz, tahminen Berit dağında Avşar, Cerit ve Bozdoğan aşiretleri ile aralarındaki kavgalar nedeniyle gelmiş olabilecekleri ihtimali var. Çünkü köyümüz halkından Mustafa KURU da, Çukurovadaki savaşlar nedeniyle bu bölgeyi terk ettiklerine işaret ediyor ve burayı satın alarak yerleştiklerini ayrıca köydeki diğer obalarla ve diğer çevre köylerdeki obalarla da akraba olduklarını anlatıyor. Oysa köyümüz halkından Süleyman GÖKÇE kıtlık nedeniyle Alanya’ dan Mut’a oradan da Silifke’ ye geldiklerini, bizim sülalenin büyükleri ise Alanya’ dan Seydişehir Yenice Köyü çiftliğine geldiklerini anlatıyorlar. Silifke'den Alanya' ya, Alanya'dan Silifke'ye de gitseler, tekrar geri döndükleri kesindir. Sonra o yıllarda, Osmanlı Devletinin duraklama dönemi Celali isyanları sonucu mecburi iskan olduğu için, ne kadar yıl ikamet ettikleri kesin olmamakla beraber, hiç bir yerde uzun süre kaldıklarının işareti, izi, imaresi olan bir ev, bir arazi ve bir mezarlık v.b. kalıntıları bulunmamakta, dilden dile akrabaların olduğu haricinde hiçbir şey kesin bilinmemektedir. Bu konuda aşiret ve sülalenin büyükleri de hiç bir şekilde ilgilenmemişler, akraba bağlarıda kopacak seviye ye gelmiştir.

Demek ki Silifke’ den Erdemli de yaşayan Rum kayıkçı Kör Andon’ un bölgedeki zorbalığı nedeniyle, Gökçeliler; ikinci defa 1860’ lı yıllarda Silifke' den Beyşehir' e göç etmiş olabilirler, Silifke’nin Sarıcalar Köyünün yeri düzlük, bağ, bahçe ve tarım arazisine elverişli olduğu, Sarıhasanlıların buradan, aynı yerdeki Tosmurlu Köyünün yerinin kayalık, sarp, yamaç ve tarım arazisinin iyi olmadığını Gökçelilerin de (Kırhasanlı) burada yaşadıklarını, halen bu bölgedeki hısım ve akrabalarını ziyaret ettiği için bildiğini söylemektedir.

Bu yerleşim yerlerinde kaç yıl kaldıklarını, nasıl ve neden göç ettiklerini kesin olarak bilemiyoruz, ancak büyüklerin anlattıklarına göre Çukurovadan savaşlar nedeniyle, huzursuz oldukları için, 1800' lü yıllarda batıya göç ederek Alanya’ nın çevresindeki Tosmur, Tolsak, Elikesik Köyü çandır mevkisini satın alarak yerleştikleri hatta iki katlı birde ev yaptıkları, halen evin yeri mevcuttur. Alanya’ dan ise 1830’ lu yıllarda yaz aylarının çok sıcak olması nedeniyle, Anadolu’ nun iç kısımlarına doğru, serin ve hayvancılığa elverişli yaylalara çıktıkları, kışları sahile geri döndükleri, o yıllarda ise çekirge sürüleri gelip arazide hayvan yiyeceği dahi bırakmadığı, sonunda kıtlık ve kuraklık olduğu, bu nedenle, Konya İli Seydişehir İlçesi Yenice Köyü çiftliğinde (Metli Çiftliği), büyük dedem Seyit Mehmet ve eşi büyük ebem Halime (Karacakarı) ikamet ederlerken, büyük dedem Seyit Mehmet Ağa’ nın (Avcı Mehmet) burada ölümü üzerine (mezarı burada), Beyşehir Kazası Ağılönü Köyündeki kardeşi büyük Seğci Hüseyin yengesi ve yeğenlerini yanına alarak, bir daha da geri dönemeyerek burada yerleşip kaldıklarını anlatmaktadırlar.

Seferberlik yıllarında köyümüzden şehitler verilmiş olup halkın okur-yazar olmaması, göçebe yaşadıkları için nüfus kayıtlarının nerede bulunduğu ve hangi şubeden askere sevk edildikleri bile net olarak bilinmemekte olup giden askerlerin kaç doğumlu , nereye gittiği, kaç yıl askerlik yaptıkları ve arkasının aranmadığı için akibetinin ne olduğu bilinmemektedir, ancak dedemin kardeşi Mehmet oğlu Hüseyin (Zeynep Kındır’ın babası, evine malına bakan yok diye askere geç almışlar) Seydişehir D:1290-1.7.1874 Ö.17.6.1915 B.Anafartalar 17. Alay da, annemin dayısı Hasan oğlu Durali (Hasan Karabacak’ın amcası) Antalya Demirtaş Seki D:1292 Ö:24.3.1915 Seddülbahir Muharebesi 36. Alay, Çanakkale’ de şehit olduğunu ve Büyük dedemin oğlu Candan Mehmet (Metli Mehmet benim dedem) 1300 (1884) doğumlu, ölümü 01.09.1960 olup eşi Elife’ nin (Anakız benim babaannem) mezarları Ağılönü mezarlığındadır. Süleyman amcamın anlattıklarına göre, dedem askerde iken, harpte sağ ayak topuğundan vurularak yaralandığı ve gazi olduğunu anlatmıştır,  vatanın her yerinde savaşlar olduğu için (seferberlik dönemleri) Gazilik Madalyası alıp almadığı nerede vurulduğu bile bilinmemektedir. Yine Hüseyin oğlu Hasan METLİ’ yi D:1960 Ö:02/07/1981 Kıbrıs’ da şehit vermiş sülaleyiz, Allah Rahmet eylesin. Babam Seyit Mehmet Metli, doğumu: 16.08.1326/29.09.1910 ölümü: 20.09.1994, 1.eşi Cemile Metli, D:1327/1911Ö:1972 (1.eşinden iki çocuğu) ve 2.eşi Havva Metli, D:1337/1921 (2.eşi annem beş çocuğu) olmak üzere iki evlilik yapmıştır.  

1994 yılında Antalya Yörükler Kültür Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği’nin araştırmaları sonucu “Yörüklerin Soy Kütüğü” şemasında isabet edilen. Oğuzların; Bozok kolu Avşar boyu veya Üçok kolu Salur  boyu, Saraçlı aşireti, Tecirli (Akça Koyunlu) oymağı, Sarı hasanlı obası, Sarı hasan Oğulları Metli Mehmet Ağa Bin Mehmet sülalesi olarak ve Türkiye Cumhuriyeti kayıtlarına “Metli” soyadı alarak geçtiği ihtimaldir. Babam Seyit Mehmet Metli’nin bazen Karamanlı, bazen Akatlı, Hasanlı ve Avşar boyuna mensup olduklarını beyan ettiklerine göre Ağılönü Köyü halkı: Farsak (varsak), Karabacak, Sarı hasanlı (Hasanlı), Ecirli, Resullu, Hacılı, Gökçeli(Kırhasanlı), Dervişli, Honamlı (İbili), Çeçenaliler, Karakoyunlu (Kızılali), Kemikli ve Kaçar’lar obası v.b. sülalelerinden oluştuğu görülmektedir. Tarihte yazının icadına kadar, yazılı belgeleri yazarken sözlü belgeler kanıt olarak kullanılmıştır. Göçebe Avşarlarda honanamlı; honamlı, hashanlı veya hasanlı gibi hayvanlara mal-mel, hayvanı olana malı-meli var, hayvancılık yapanlara mallı-melli veya malla-melle uğraşan denilmektedir. Sülalemizin mallı-melli olması sebebiyle, Metli’ler soyadının verilmesi olasılığı vardır. Bu kelime Türkiye’de değil, Rusya’dan Amerika’ya kadar birçok ülkede de insanların Metli soyadını ve Metli zirveler şeklinde kullanılmakta olup uluslar arası bir kelimedir.

     

Hazırlayan: Ali METLİ

   2007-BEYŞEHİR